blank

Aristo Diyeti ile Bir Başarı Hikayesi

Kilolu bir ergenlik geçiren biri olarak kilolu olmanın nasıl bir şey olduğunu ve kilolarımdan nasıl kurtulduğumu anlatacağım. Fazla kilolu olmak herkes için zor olabilir ancak ergenlik döneminde bir genç kızsanız bu iki katı zordur. Ben 16 yaşında tam 90 kiloydum. Yedikçe daha da acıkıyordum sanki. Mutlu olduğum anlar sadece yemek yediğim anlardı. Arkadaşlarımla dışarda vakit geçirme anlayışım yemek yemekten ibaretti. Evde bir şeyler izlerken, ders çalışırken hatta öylece otururken bile bir şeyler atıştırmadan duramıyordum. Atıştırmak dediğimse ara öğün değil. Televizyon izlerken koca bir tabak patates kızartması yiyordum ve bu beni çok mutlu ediyordu. Çevremin kilomla ilgili söyledikleri bende ters tepiyordu. Birileri bana yeme dedikçe yiyesim geliyordu. Çok kilo aldın, kilo ver dediklerinde sanki daha da kilo almak için çaba harcıyordum. Kilo vermeye kendi kendime karar vermem gerektiğini biliyordum. Çünkü kim ne derse desin bir türlü diyet yapma isteğine kavuşamıyordum. Kilolarımın gerçekten sorun olduğunu keşfetmem ise bir gün yaşadığım bir olayla ortaya çıktı. Çok büyük bir olay olmasa da benim için son noktaydı. Bir mağazada kıyafet denediğim bir gün bana olmayan pantolonun bir büyük bedenini orada çalışan birinden rica ettim. Elimdeki pantolon 48 bedendi ve bana sinirli bir şekilde “bu pantolonun sana göre olanı yok” diyerek çıkıştı.

Bunun karşımdaki kişinin kabalığı olduğunu bilsem de bu cümle kafamda yankılanmaya devam ediyordu. Bedenime göre kıyafet bulamayacağım noktaya mı gelmiştim? O gün benim için eziyet gibi geçmişti. Normalde böyle hissettiğim zamanlarda daha fazla yemeye başlardım. Ama bu sefer bu cümle o kadar canımı acıtmıştı ki hiçbir şey yemek istemiyordum. Daha eve gitmeden telefonumdan diyet listeleri araştırmaya başladım. Herhangi bir diyetisyene gitmek istemiyordum çünkü insanların kilo vermek istediğimi bilmelerini de istemiyordum. Kilolarımla barışıkmış gibi yaşamak istiyordum. Gizlice kilo verecek ve herkesi şaşırtacaktım. Ancak araştırdığım diyet listeleri beni çok zorladı. İlk hafta tamamen aç dolaşmıştım ve kolumu kaldıracak halim kalmamıştı. Annem ve babam bana sürekli böyle diyet olmaz diyordu ama onları dinlemiyordum. Daha sonra birkaç arkadaşımla bir şeyler içerken arkadaşım kilo veren bir arkadaşının hikayesinden bahsetti. Bir doktor yardımı alarak kilo verdiğini anlatınca söz arasında doktorun adını sordum.

Dr. Gönül Ateşsaçan ile Aristo Diyeti

Daha sonra bu doktorun kliniğini araştırarak gitmeyi kafama koydum. Klinik Doktor Gönül Ateşsaçan’ın kliniğiydi. Kafamda birçok önyargı vardı. Oraya gittiğimde bana bir liste verecek ve bunları ye- bunları yeme diyerek beni gönderecek diye düşünüyordum. Ama hiç de böyle olmadı. Vücut analiziyle yağ, kas, su oranı ölçümü gibi bir sürü test yapıldı. Ve çok genç bir yaşta olmama rağmen şekerimin sınırda olduğu tespit edildi. Neleri sevip sevmediğim, nasıl bir yaşam tarzına sahip olduğum gibi konularda uzun bir konuşma yaptıktan sonra benim için en uygun diyetin Aristo Diyeti olduğuna karar verdik. Aristo Diyeti olarak geçse de aslında bir diyet mantığında olmadığını, bunun bir yaşam tarzı olduğunu öğrendim. Hamur işi, makarna gibi zararlı karbonhidratları hayatımdan çıkardım. Çiğ sebze ve meyveleri daha çok tüketmeye başladım. Bol bol su tüketiyordum. Bir gün boyunca detoks içecekleri içiyordum. Ve bunları yaptığım 4 haftanın sonunda tam 8 kilo verdiğimi keşfettim. Doktor Gönül Ateşsaçan ile tanışmamı sağlayan arkadaşım sayesinde kilolarımı kalıcı olarak ve çok da zorlanmadan verdim.

Kaynak: http://www.aristodiyeti.com.tr/