Kapat

SosyoKültür Özel: Ejderha Smaug

Anasayfa Haber SosyoKültür Özel: Ejderha Smaug

Yaşı özellikle genç olan büyük bir çoğunluk J.R.R. Tolkien’ın Hobbit kitabını Peter Jackson’ın film üçlemesi vasıtasıyla tanıdı. Kitabı okuyanlar tarafından eleştirilen ciddi farklılıklar ve tutarsızlıklar olsa da film üçlemesi yaklaşık 10 sene sonra tekrardan Yüzüklerin Efendisi hayranlarını bir araya getirmeyi ve sosyal medyada çok konuşulan konular arasına Orta Dünya’yı geri kazandırmayı başardı. SosyoKültür olarak her ne kadar özellikle üçüncü filmden hiç hoşnut kalmasak da, ikinci filmde başrol oynayan ve üçüncü filmin başında öldürülmeden önce bütün Göl Kasabası’nı yerle bir eden kudretli ejderha Smaug’a özel bir yer ayırmak istedik. Umarım okurken içerdiği bilgilerden faydalanır ve aynı zamanda bu kadim ejderhanın geçmişi ve özellikleri hakkında daha fazla bilgi edinmiş olursunuz.

Smaug, Üçüncü Çağ zamanında yaşamış olan bir ateş ejderhasıdır ve aynı zamanda Orta Dünya’da yaşamış olan son ejderhadır. Bütün ejderhaların ortak tutkusu olan altın ve mücevherata olan bağımlılığı yüzünden Thorin’in dedesi Thror’un devasa hazinesine el koymak için Erebor’a saldırmış, komşu Dale kasabasını yerle bir etmiş ve Erebor’u ele geçirerek cüceleri yurtlarından sürmüştür. Filmdeki olaylar ile Erebor’un düşüşü arasında 200 sene vardır ve bu 200 sene boyunca Smaug sürekli dağın altında kalarak hazinesini korumuştur.

“İntikam mı? İntikam mı dedin? Dağın Altındaki Kral öldü, intikamını almak isteyen akrabaları nerede? Dale’in Lordu Girion öldü ve halkını koyunların arasındaki bir kurt gibi yedim, peki bana yaklaşmaya cüret edecek torunları nerede? Nerede istersem öldürürüm ve kimse karşı koyamaz. Geçmişin savaşçılarını yere serdim ve onlar bugününkilerden çok daha yüce savaşçılardı. O zamanlar gençtim ve tereddüt ederdim. Şu anda yaşlıyım ve güçlüyüm, güçlüyüm, çok güçlüyüm, Gölgelerdeki Hırsız!”

Smaug’un Bilbo’ya sözleri

THE HOBBIT: THE DESOLATION OF SMAUG

“Bana özel makale ha? Leziz!”

Aşağıdaki hikaye filmin değil kitabın hikayesinden derlenmiştir. Sadece filmi izleyip kitabı okumamış olanlar aradaki farklı kısımları direkt farkedeceklerdir.

Smaug 2770 yılında kuzeydeki dağlardan Erebor’un hazinesine el koymak için geldi. Dağı ele geçirerek içindeki pek çok cüceyi öldüren Smaug’dan Thror ile Thrain gizli bir kapıdan kaçarak kurtuldular. İki yüzyıl boyunca Smaug rakibi olmadan Yalnız Dağ’a hükmetti ve kapıları mühürleyerek kimsenin ondan bir şey çalmasına müsaade etmedi. Dağın etrafındaki topraklar yağma ve yıkım yüzünden çoraklaştığı için bir süre sonra “Smaug’un Çorak Toprakları” ismini aldılar (ikinci filmin adı).

2941 senesinde oniki cüce, bir hobbit ve büyücü Gandalf’tan oluşan ondört kişilik bir maceracı grubu Smaug’un dağına girerek hazineyi çalmak amacıyla yola çıktılar. Grubun “hırsızı” olarak görevlendirilen Bilbo Baggins tek başına içeri sızarak Smaug’u uyandırmadan bilgi toplaması amacıyla gönderildi. Bilbo içeri girdiğinde Smaug’un beklediğinden çok daha büyük ve alt kısımdaki yumuşak karnı hariç delinmez bir zırha sahip olduğunu gördü. Bu zaafının farkında olan Smaug yıllardır mücevherlerin arasında yatarak alt kısmındaki bölgenin oldukça sert altın ve mücevherler ile kaplanmasını sağlamıştı. Ancak Bilbo ejderhayı incelerken ejderhanın karnının sol tarafında, kalbine çok yakın bir noktada korunmasız tek bir bölge olduğunu gözlemledi. Bu bilgiyi edinen Bilbo cücelere giderek gördüklerini anlattı. Ancak bu konuşma yapılırken orada olan bir kuş cüceleri dinledi ve sonra Göl Kasabası Esgaroth’a uçarak bu bilgiyi Okçu Bard’a taşıdı.

the_hobbit_the_desolation_of_smaug_1920x1080_by_sachso74-d7sr1wl

“Bir şey mi istemiştin canım?”

Hazine odasına dönen Bilbo tek bir altın kadeh çalmaya çalıştı ancak bu hırsızlığı derhal fark eden Smaug uykusundan uyandı. Bir hobbitle daha önce hiç karşılaşmamış olan ve kokusundan da ne olduğunu çıkaramayan Smaug meraklanarak Bilbo ile konuşmaya başladı ve kökenleri ile dağdaki amacının ne olduğunu sordu. Bilbo’nun hazineyi çalmayı amaçlayan cüce grubuna yardım ettiğini, dahası Göl Kasabası’ndaki insanlardan da yardım aldığını hemen anlayan Smaug delice öfkelenerek dağın zirvesini havaya uçurdu ve iki yüzyıl sonra ilk defa dışarı çıkarak bu olaydan sorumlu olarak tuttuğu Göl Kasabası’nı yerle bir etmek için havalandı. Vardığında bütün kasabayı alev nefesiyle alazlayan Smaug’u gören Bard, ejderhanın zayıf noktasının nerede olduğunu daha önce öğrenmiş olduğu için bir kara oku yayına taktı ve kalbine nişanlayarak oku fırlattı. Bard’ın usta nişancılığı sayesinde kara ok ejderhanın derisindeki tek zayıf noktayı vurdu ve Smaug acı içinde gökyüzünden düşerek Esgaroth’un yanan enkazına çakılıp son nefesini verdi.

Smaug’un ölümüyle Orta Dünya’da sağ kalmış olan son ejderha da ölmüş oldu. Smaug’un ölümünden sonra boşta kalan hazineyi ele geçirmek için Kral Thranduil komutasındaki Elfler, Okçu Bard liderliğindeki İnsanlar ve Thorin’in yardımına gelen Dain Demirayak önderliğindeki Cüceler arasında patlak vermek üzere olan savaş Ork ve Goblinlerin Erebor’a saldırmasıyla bölündü ve tarihe “Beş Ordular Muharebesi” olarak geçen devasa bir çatışma yaşandı. Savaşın sonunda kartallar gelerek ork ve goblinleri mağlup ettiler ancak tahtın varisi Thorin Meşekalkan ve iki cüce yoldaşı Fili ile Kili savaş esnasında öldüler. Hazinenin en önemli parçası olan Arkentaşı Thorin’in göğsüne konularak onunla birlikte Yalnız Dağ’ın derinliklerine gömüldü ve Erebor Savaşı sona erdi.

Yetenekleri ve Karakteri

Smaug’un da müdahil olduğu Erebor Savaşı buraya kadar. Şimdi biraz da Smaug’un özelliklerine bakalım.

Yaşlı bir ejderha olarak Smaug hem çok büyük hem de çok güçlüydü, fiziksel gücü taşı rahatlıkla ezebilecek kapasitedeydi ve bunu Yalnız Dağ’a yaptığı saldırıda açıkça ortaya koymuştu. Devasa kanatları sayesinde mesafeleri uçarak hızla katedebiliyordu ve alev püskürtebilmek gibi yeteneklere sahipti. Hobbit’in kitabındaki bazı betimlemelere göre bütün bedeni alevle sarılı gibi bir izlenimi vardı çünkü Bilbo’nun söylediğine göre Yalnız Dağ’ın karanlığında Smaug içeriden gelen bir alevle parlıyor ve rahatça görülebiliyordu.

Smaug aynı zamanda keskin duyulara ve zekaya sahipti. Kadim bir varlık olduğu için çok fazla konuda bilgisi vardı, özellikle o geniş hazinenin her bir parçasını ezbere biliyordu, bunu zaten Bilbo’nun çaldığı tek bir kadehi derhal fark etmiş olmasıyla belli etmişti. İradesi de çok kuvvetli olan ejderha Bilbo ile yaptığı konuşmada hobbitin aklına şüphe tohumları ekmeyi ve cücelerin ona karşı olan bağlılığını sorgulatmayı başarmıştı. Oldukça zeki bir yaratık olduğu için aynı şekilde Bilbo hiçbir zaman açık etmemiş olsa da hobbitin kullandığı takma isimlerden birisi olan “fıçı sürücüsü” sayesinde Göl Kasabası’ndan yardım aldıklarını anlamış ve öfkesini bütün kasabayı yerle bir ederek göstermişti.

SmaugDestroyingLakeTown

“Yakarım Esgaroth’u da yakarım!”

Savunma bazında Smaug’un kızıl-altın renkli pulları neredeyse bütün silahların ona işlemesini imkansız kılıyordu ancak karnının altı kısmı yumuşak ve savunmasızdı. Bunun üstesinden gelmek için Smaug yıllarca hazinedeki sert ve dayanıklı mücevherlerin üzerinde uyuyarak onların karnının yumuşak kısmına işlemesini sağlamıştı ancak Bilbo’nun ejderhanın inine yaptığı ziyarette hobbit mücevherlerin koruyamadığı tek bir nokta olduğunu görmüştü ve bunu cücelere söylemesi ve dolaylı yoldan Okçu Bard’ın bunu öğrenmesi Smaug’un ölümünü getiren kara okun hedefini bulmasına sebep oldu.

Kişilik olarak Smaug psikopat, kendini beğenmiş ve altına karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir açgözlülüğe sahip bir ejderha olarak tasvir edilmiştir. En öne çıkan karakteristik özelliği aşırı kendini beğenmiş bir yaratık olması ve Bilbo’ya sürekli kendini övmesidir. Ancak kendini bu kadar övmesi yüzünden farkına varmadan Bilbo’ya zırhındaki eksik noktayı göstermiş ve bu da onun ölümüne yol açmıştır.

Smaug kelime anlamıyla kötü bir kişiliğe sahip değildi ve yaptığı şeyler safi kötülük yapmaktan ziyade kişisel açgözlülüğünü doyurma amacından kaynaklanıyordu. Kendisinden başka kimseye hizmet etmeyen Smaug, her ne kadar dağa yaptığı ilk saldırıda Dale kasabasını tamamen yok etmiş olsa da, iki yüzyıl boyunca Göl Kasabası’na hiçbir saldırıda bulunmamış ve dağda kendi başına zaman geçirmeyi tercih etmişti. Fazlasıyla zeki bir yaratık olan dev ejderha, kara bir mizah anlayışına sahipti ve konuşmaları esnasında birden fazla kez Bilbo’yu aşağılarcasına iğneleyici sözler söylemişti. Cücelerden pek hazzetmediği ortada olan Smaug bunu Thror ve diğer cüceler hakkında yaptığı nahoş yorumlarla belli etmişti ve cüceleri zayıf ve acınası yaratıklar olarak gördüğü barizdi.

“Beni kandırabileceğini mi sandın Fıçı Sürücüsü? Göl Kasabası’ndan geldiniz! Bu tamamen şu pislik cüceler ve acınası fıçı tüccarı Göl İnsanları arasındaki alçak bir kumpas. Uzun yayları ve Kara Oklarıyla bir şey yapacağını zanneden ödlek yüreksizler! Belki de onları bir ziyaret etme zamanım gelmiştir!”

Smaug Esgaroth’a uçmadan önce Bilbo’ya – Desolation of Smaug

la_ca_1217_the_hobbit

“Ne diyon olm sen?”

Film uyarlamasında Smaug ve kitap ile film arasındaki farklılıklar

Smaug filmlerde Sherlock dizisinden tanıdığımız Benedict Cumberbatch tarafından seslendirildi ve hareket yakalama teknolojisi sayesinde aynı aktör tarafından da canlandırıldı. Ejderhanın filmde uzun bir başı, kırmızı pulları, devasa kanatları ve parlayan sarı gözleri vardır. Sesi kalın, derin ve yankılanan bir bas tonundadır.

Smaug ilk filmin başında Yalnız Dağ’a saldırısı esnasında sadece ayakları, kanatları ve alev nefesiyle gösterilmiş, filmin sonunda ise gözü görünmüştür. İkinci filmde ise filmin büyük bölümünde mevcut olan ejderha hazine odasında uyurken onunla beraber olan Bilbo’yu fark etmiş ve uyanarak kitaptakiyle aynı olan diyaloğunu gerçekleştirmiştir. Filmde Bilbo görünmemek için Tek Yüzük’ü takmış, ancak Smaug gene de hobbiti hissedebilmiş, dahası hobbitin elinde “altından yapılma ama çok daha kıymetli bir şey” olduğunu söylemiştir ve Bilbo’nun yüzüğü çıkartmasına ve görünür olmasına sebep olmuştur. Kitapta asla hobbiti görmeyi başaramayan Smaug filmde Bilbo ile burun buruna sohbet etmiştir. Sohbet esnasında Smaug gene cüceler hakkında olumsuz yorumlarda bulunmuş ancak cücelerin bu planlarının bir süredir farkında olduğunu belirtmiş ve “karanlığın geldiğini” dile getirmiştir. Buradan filmdeki Smaug’un Sauron’un dönüşünden haberdar olduğu ortaya çıkmaktadır. Ancak Sauron ile müttefik olmasıyla alakalı bir değerlendirme yapılmamıştır.

Filmde Bilbo Arkentaşı’nı fark etmiş ve ejderhanın dikkatini dağıtarak birden fazla kez çalmaya çalışmıştır, ancak Smaug bunu da fark etmiş ve aslında Bilbo’nun Arkentaşı’nı alarak Thorin’e götürmesine neredeyse müsaade etmek istediğini bunu da “taşın Thorin’i nasıl yok edip kalbini çürüteceğini” izlemek için yapacağını söylemiştir ancak işin sonunda Bilbo’yu yemeye çalışmış ve Bilbo son anda yüzüğü parmağına geçirip kaybolarak canını kurtarmış, kaçarken de Arkentaşı’nı çalmıştır.

Bilbo dönüş yolunda Thorin ile hazine odasında karşılaşmış, Thorin Arkentaşı’nı sormuş, Bilbo yanıt vermekte tereddüt edince Thorin hobbitin üzerine yürümüştür. Olay tam büyüyecekken Smaug cüceleri görüp üzerlerine saldırmış, hepsi kaçarak canlarını kurtarmışlardır.

Smaug’un cüceleri dağın içinde kovaladığı sahnelerin hiçbiri kitapta yoktur. Kitapta aslında Smaug cüceleri görmemiştir bile. Sadece cücelerin dağa çıkarken kullandığı midilllileri önceden bulup yemiştir ve yediği hayvanlara sinen cüce tadını almış olduğu için cücelerin yakınlarda olduğu kanaatine varmıştır. Cücelerin ikinci filmin sonunda Smaug’a yaptıkları “10 kişilik raid” de kitapta yoktur, en sonunda Smaug’u eriyik altında boğmaya çalıştıkları ve Smaug’un cüceleri dağın içinde hazineyle bırakarak apar topar kaçıp Göl Kasabası’na uçtuğu sahne de yoktur. Orijinalde Smaug kadehin kaybolduğunu gördüğü anda öfkeyle dağın zirvesini patlatarak kasabaya uçmuştur.

Üçüncü film Smaug’un Esgaroth’u yakmasıyla başlamaktadır. Kasabada taş üstünde taş bırakmayan ejderhayı Bard bir kara okla öldürmüştür ancak kitap ve film bu açıdan da farklıdır, Smaug kitapta hiçbir zaman yere inmemiş, Bard’ı hiç görmemiş, onunla diyaloğa girmemiş ve uçmak yerine yerden yürüyerek okçuyu ve oğlunu yemeye çalışmamıştır. Kitapta Bard ejderha başının üzerinden geçerken usta bir nişancılıkla attığı kara okla ejderhayı zayıf noktasından yakalamayı başarmıştır.

Filmde Smaug’un yumuşak karnı da yoktur. Kitapta yumuşak karnını mücevherlerle sağlamlaştıran Smaug’un filmde vücudundaki delinmez pulları karnına da uzanmıştır, eksik olan tek pul Dale’in Lordu Girion’un Smaug’a isabet ettirebildiği tek kara okun pulu sökmesi sebebiyle oradadır. Girion ikinci atışı atmaya fırsat bulamadan Smaug tarafından öldürülmüştür.

Smaug’un filmdeki kişiliği kitaptakine benzer olsa da filmde kitaptakinden daha zalim ve kötü niyetli olarak portrelenmiştir. Ejderha filmde Bilbo’ya psikolojik olarak işkence etmekten zevk almaktadır, ikinci filmin sonunda hobbiti öldürebilecekken sırf Esgaroth’un yanmasını izlesin diye Bilbo’nun hayatını bağışlamıştır. Aynı zamanda Göl Kasabası yanarken yere inerek Bard ve oğluyla alay etmiş ve aşağılayıcı sözler söylemiştir.

Filmde Smaug ateş nefesini değiştirebilme kabiliyetine sahiptir. İlk filmdeki saldırısı esnasında ateş nefesini daha çok bir napalm bombası şeklinde taşı patlatan bir likit alev olarak kullanmakta, ikinci ve üçüncü filmde ise daha çok flamethrower silahına benzer bir tarz ile saldırmaktadır.

Filmde Smaug’un uzunluğu 130 metreden fazla olup iki Boeing 747 yanyana koyulduğu zaman uzunluğu ikisini geçmektedir. Aşağıdaki görselden görebilirsiniz.

Making-of-Smaug-by-Weta-Digital-for-The-Hobbit-The-Desolation-of-Smaug-8

Smaug bir ejderha olmasına rağmen, normalde ejderhalar için genel geçer kabul edilen 6 uzuv (iki kanat, iki ön ayak, iki arka ayak) yerine daha çok wyvernler için kullanılan 4 uzuv (iki kanat, iki arka ayak) Smaug’un filmdeki görünümünde yer almıştır. Ancak filmler arasındaki tutarsızlık olarak birinci filmde Smaug’un sadece kol ve ayaklarının gösterildiği sahnelerde ejderhanın önde iki kolu daha olduğu gösterilmiş fakat iki ve üçüncü filmlerde bu iki kol kaldırılarak kanatla bütünleşik pençeler kullanılmıştır. Birinci filmin uzatılmış versiyonunda bu tutarsızlık kaldırılmış ve ilk filmdeki ön ayakları da kanatlarla değiştirilecek şekilde editlenmiştir.

Kişisel bir not olarak, filmlerle ilgili şüphelerimiz olsa da burada Smaug’un sinema tarihinde en iyi portrelenmiş ve canlandırılmış ejderha olduğunu belirtmekte de fayda var. CGI teknolojisi sonuna kadar kullanılmış ve gerçekte olabileceği kadar haşmetli ve tehlikeli bir Smaug ile karşı karşıya kaldık filmleri izlerken. Peter Jackson’ın filmlerde izlediği çizgiyi takdir eden bir insan olmasam da Smaug’un betimlenmesi ve özellikle Benedict Cumberbatch gibi bir aktörün seslendirme için seçilmesi gerçekten muazzam bir beyazperde aktarımı oldu kanımca.

The-Hobbit-The-Desolation-of-Smaug-FX-046

“Gözüm üzerinizde gençler.”

Smaug üzerine yazdığımız bu makalenin burada sonuna geldik. Umarım okuyan herkes hem eğlenmiş hem de bilmedikleri bir noktayı öğrenmişlerdir bu ejderha hakkında. İleride başka bir SosyoKültür Özel makalesinde görüşmek dileğiyle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir