Connect with us

Blog

İtalyan hanımların örgütlenmesi

Published

on

İleri toplumlarda  örgütlenme çok daha farklı vede bilinçli  bizdeki gibi uyduruk değil.

Bizde örgütlenmek için çok çaba sarf edersin sonra bakarsın herkes bi tarafa çeker ortada kimseyi bulamazsın…. İtalya’da iç çamaşırı imalatçıları  zam kararı alıyor ve işleme koyuyorlar bunun üzerine italyan hanımlar tepkilerini göstermek için örgütleniyorlar. Toplanıp tepkilerini gösteriyorlar ve italyan  iç çamaşırı  imalatçılarını  yaptıkları zammı geri çekmeleri gerektiğini söylüyorlar. Tabi imalatçılar  bu örgütlenmeyi ciddiye almıyorlar  zamlı satmaya devam ediyorlar. Hanımların  buna tepkisi çok büyük oluyor  hep beraber zamlar geri alınana kadar iç çamaşırı giymeme kararı alıyorlar. Bu durumda satışlar bıçak gibi kesiliyor, imalatçılar ne yaptılarsa bir türlü hanımların direncini kıramıyorlar ve tek çare olarak iç çamaşırına yaptıkları zammı  geri alıyorlar ….. Görüyor musunuz ileri toplumlardaki örgütlenme nasıl oluyor?

 

logo-fadil

Continue Reading
Comments

Blog

Toprağın Altından Mavi Gökyüzüne: Bir Göztepe Öyküsü!

Published

on

Göztepe, 14 yıl aradan sonra Süper Lig’e geri döndü! TFF 1. Lig Playoff Final maçında Eskişehirspor’u penaltılarla geçen Göztepe; amatörden Süper Lig’e uzanan bir destan yazdı!

Türkiye’nin en güzide kulüplerinden biri olan Göztepe, 14 yılın ardından ait olduğu klasmana dönmeyi başardı! İzmir’in 92 yıllık çınarı Göz Göz; Kestane Gürsel (Gürsel Aksel), Buldozer Fevzi (Fevzi Zemzem), İngiliz Nevzat (Nevzat Güzelırmak), Çarli Çağlayan (Çağlayan Derebaşı), Bombacı Halil (Halil Kiraz) ve Moskova Panteri (Ali Artuner) gibi isimleri İzmir’den Türkiye’ye, Türkiye futboluna kazandırmış kulüptür. Avrupa’da, dönemin UEFA Kupası/Avrupa Kupası’na denk düşen organizasyonu olan Avrupa Fuar Şehirleri Kupası’nda yarı final oynayan ilk Türk takımıdır Göztepe! Atletico Madrid’i 2-0’ın rövanşında, 3-0 ile Avrupa’dan eleyendir Göztepe! Şimdi tüm bu tarihin başarılarını günümüze taşıması ve tekrarlaması için, Süper Lig kadrajına tekrar dahil oldu Göz Göz!

En son 2002-2003 sezonu ile Süper Lig’e veda eden Göztepe’yi, ardı arkası kesilmeyen felaketler silsilesi sarmıştı. 2003-2004’te 1. Lig’ten, 2004-2005’te 2. Lig’ten düşen sarı kırmızılı ekip, 2006-2007 sezonunda ise tarihinde ilk kez profesyonel liglere veda etti ve amatör kümeye düştü. Fakat bir futbol kulübüne olan sevdanın, taraftarlığın ve vefanın en güzel örneklerini tam da o dönemde sergiledi Göztepe taraftarı! Bölgesel Amatör Lig seyirci rekorunu 15 bin biletli, 20 binin üstünde taraftarı ile kırdı Göztepeli yürekler! Cefanın içerisinde vefa sergileyerek, kenetlenerek, sahiplenerek ve yalnız bırakmayarak kurtarıldı Göztepe diplerden.

2002’de ki siyasal atmosferin kurbanı olarak düşürülmüş; borç batağına saplanmış, 2007’de kulüpte elektrikleri bile kesilmiş Göztepe’den bugüne gelmek büyük bir öykü! Bu öykünün baş mimarı elbette her kulübün gerçek sahibi olanlardır, yani taraftardır. Göztepe taraftarı bu başarının ilk dayanağıdır. İkinci olarak ise şüphesiz söylenecek isim Mehmet Sepil’dir. Dünyada birçok spor medyasının dahi ilgisini çeken bir başkandır Sepil. Bir sermaye grubunun patronu da olsa; kimsenin hayatında rastlamadığı bir başkan modelidir. Başkan, deplasman otobüsü ile taraftarlar arasında maça gidendir. Başkan, Vip tribününde saçaklara çıkıp tribüne üçlü çektirendir. Başkan, atkısını boğazına sarıp taraftarı ile yürüyüş yapandır. Tüm bu özellikler, bu başkan, tam da Mehmet Sepil’dir! Bunların yanında Göztepe’nin şuanda Türkiye liglerinin en iyi mali duruma ve yönetime sahip kulüplerinden biri haline gelmesini, borçsuz bir futbol kulübü olmasını yaratan da Sepil’dir. Kısacası bu başarının en önemli mimarlarından biridir Mehmet Sepil.

Göztepe; “Ölümüne Göztepe” demeden önce “Alayına isyan!” diye haykırmaktır. İzmir’in, egemen siyasetin gölgesinden daima uzakta durmasının yegane sonucu olan, İzmir’siz “Süper” Liglere isyandır o isyan! Futbola yatırımın İzmir’e hiç uğramamasına, memleketin her köşesine dikilen kocaman stadların İzmir’e yolunun düşmemesine; spor projelerinin, fonlarının İzmir ve kulüplerine teğet geçmesinedir o isyan! Göztepe, isyanını marşa dökmüş bir kulüptür. Göztepe, İsyan Marşı’dır!

Bu yıl tüm bu özelliklerin saha üzerinde ter döken temsilcileridir Göztepe! Canını dişine takan Halil’dir, her kritik evrede skor üreten hem geleceğin hukukçusu hem Göztepe emekçisi Umut’tur, Comandante Gosso’dur, direnişçi Leo’dur, cengaver Emrecan’dır, üretken ve hırslı Tayfur’dur, kral Jahovic’tir ve 2 penaltı kurtarıp da biz değil bu taraftar çıktı diyen Günay’dır!

Göztepe 14 yıl sonra Türkiye’de futbola, Süper Lig’e adalet getirecek olan kulüptür. Şimdi, yazın, kapkara haykıran puntolarla; Göztepe kazanıyor ve kazanmaya devam edecek! Hala ve her zaman!

Alper Burak Çan
SosyoKültür

Continue Reading

Blog

Blog Yazısı – Bugünün Geleceğe Yetiştiği Yıl: 2015

2015’i son saatlerinde gelip, değerlendirmeler içeren bir blog yazısı…

Published

on

2015’i son yolculuğuna uğurlamamıza sayılı saatler kala İnternet üzerinden yayın yapan neredeyse tüm yayın kanalları, son bir yılı değerlendiren ve aslında ne kadar talihsiz bir yıl geçirdiğimizi gözler önüne seren makalelerini yayınladılar. Özellikle yalnızca kendi ülkemizi ele aldığımız zaman aslında çoğunun haklı olduğuna kanaat getirmek çok da zor değil. Terör saldırıları, sivil katliamlar, Suriye sorunu, şehit haberleri, doğu-batı arasındaki uçurumun daha da açılması, medya sansürleri, doların yükselmesi, diğer ülkelerle yaşadığımız gerilimler, vs., vs. …

Olaylara daha optimistik yaklaşan bir insan olarak, bu sorunların bir kez daha alınması gereken bir yazı yazmayı gerek bulmuyorum. Bunu yapanlar zaten var ve işlerinde oldukça da başarılılar. Ben olaya biraz global açıdan yaklaşarak aslında insan ırkının kişisel aydınlanma ve geleceği bugünle birleştirme adına ne kadar önemli adımlar attığına dikkat çekeceğim. Çünkü tüm olumsuzluklarına rağmen 2015 yılında, bugünler için olmasa da gelecek için yeni umutların yeşermesine neden olan hadiseler de yaşandı.

Yazımı biraz daha somutlaştırıp bu umut ışığını gördüğüm ilk örnekten bahsedeyim; Mars. Kendi dünyası küçük olan ve daha fazlasının hayalini kurmayanlar için Mars aslında çok uzak ve gereksiz bir ilgi alanı gibi görülebilir. Lakin insan ırkının gerçek anlamda sınırlarını zorlayabilmesi ve daha da önemlisi bir gün artık doyum noktasına gelecek Dünya’dan uzaklaşmak için en mantıklı seçeneklerden biridir Mars. Kızıl gezegen yıllardır orada duruyor ve üzerinde çalışmalar yapılıyordu ancak ben ilk defa 2015 yılı içerisinde gerçekten oranın gidilebilir ve üzerinde yaşam kurulabilir yer olduğunu hissetmeye başladım. Elbette Amerikan medyasının böyle düşünmemde önemli bir etkisi var ancak bu gerçeği bir kenara bırakarak yapılan bilimsel çalışmaların ne boyutlara geldiğine de bakmak lazım. Sıvı su bulunması ve atmosferinin neden yok olduğunun ortaya çıkması gibi NASA’nın açıkladığı bilimsel verilerin yanı sıra gerçekten bir gün orada yaşayabilmemizi sağlayacak teknolojilerin temelleri atıldı. Hiç şüphesiz ki bu konuda en çok teşekkür etmemiz gereken insanlardan birinin Elon Musk olduğunu düşünüyorum. SpaceX ile bu alanda yaptığı gözü pek yatırımlarla, yalnızca yeni teknolojiler geliştirmekle kalmadı aynı zamanda benim gibi geleceği burada gören insanlar için yeni bir ışık yaktı.

Vermek istediğim bir diğer somut örnek ise kuantum bilgisayarlar. Günümüz bilgisayarlarından tam 100 milyon kat daha hızlı çalışabilen bir yapıya sahip kuantum bilgisayarlar, gerçek anlamda ışık hızında işlem yapabilme gücüne sahipler. Özellikle NASA ve Google’ın 2015 yılı içerisinde bu alanda epey umut vaat edici çalışmaları oldu. İş yalnızca Google’la da kalmıyor. IBM ve Microsoft gibi diğer teknoloji devleri de, teknolojik gelişim açısından bir devrim yaratacak ve belki de yarın öbür gün herkesin evinde birer tane bulunması sağlayacak bu alanda önemli yatırımlar yapıyorlar.

Mars ve kuantum bilgisayarlar, anlatmak istediğim konu için yalnızca birer örnekten ibaret. Bu yıl içerisinde elektrikli otomobiller, yeni geliştirilen yenilenebilir enerji metotları, sanal gerçeklik sistemleri ve çok daha fazlasında ne kadar ileri gidilebildiğine şahit olduk. Daha birçok bilimsel çalışma alanında önemli yollar kat edildi ve bunların hepsi ileriye yönelik büyük kilometre taşları için önemli bir ön adım durumunda.

Bu çalışmaların ve buluşların hepsinin yabancı ülkelerde yaşanıyor oluşu ve ülkemizin bu konuda bırakın geriden gelmeyi, yarışmaya dahil bile olmaması, elbette moral bozucu bir gerçek. Lakin Türkiye’de çoğunluk sayıda olmasa da bu gelişmeleri takip eden, katkıda bulunmaya çalışan, geleceği bugünde arayan bir kesim de var. Her ne sebep olursa olsun, bu kesim her zaman var oldu, olmaya da devam edecek. Ve bu bilinci yaşayan insanlar, kendi ülkelerinde olmasa da global boyutta ilerlemenin kadar ileri boyutlara geldiğinin farkındalar.

Hatta maalesef uğraşmakta olduğumuz gerici zihniyetten bir kişi saçma bir beyanda bulunduğu zaman, söylemek üzere yeni bir motto ortaya çıktı: “yıl olmuş 2015 hala nelerle uğraşıyoruz?” Bahsetmek istediğim olay aslında tam olarak bu cümlenin altında yatıyor. 2015 yılı içerisinde geleceğin artık bugünde olduğunu resmen anlamaya başladık.

Continue Reading

Haber

Yurtiçi Kargo ile çalışmadan önce 2 kere düşünün

Published

on

Yurtiçi Kargo ile çalışmak istediğinize emin misiniz?

28.04.2015 tarihinde 14:00’da aramış olduğumuz Yurtiçi Kargo akşam 17:30’a kadar ürünümüzün alınacağını söyledi. Saat 17:00 gibi kargonun halen kapımızı çalmadığını fark eden bizler Yurtiçi kargo çağrı merkezini aradık ve olay hakkında bilgi almak istedik. Kendiler gün içerisinde bize kargonun gelmeyeceğini ertesi güne kargonun ertelendiği belirttiler.

İşte olay buradan itibaren biraz trajikomik bir hal alıyor. Yurtiçi kargo dilediği zaman evden ürün alacak elemanları erteleyebildiklerini ve bu durum için bize haber vermeleri gerekmediklerini söyledi. Firma politikaları gereği böyle ertelemeler yapabildiğini ve yine politika gereği haber vermediklerini söyledi. Siz siz olun Yurtiçi Kargo’nun politikalarına dikkat edin! Kendileri sizleri saatlerce evde bekletebilir ve sonrasında size “Biz gelemeyeceğiz, yarın geliriz” diyebilirler.  Çağrı merkezinden yetkili birini istediğimde ise kendileri “Yerinizde olsaydım ben kendim verirdim kargomu” deme cüretinde bulundu. Madem kargomu kendim vermem gerekecek neden eve kargo çağırıyoruz? Yurtiçi Kargo son yıllarda bozduğu çizgisini bakalım nasıl toplayacak!

Yurtiçi Kargo ile ilgili bütün şikayetleri görmek için.

 

Continue Reading

Trending