Kapat

Bir Dizinin Anatomisi: Masum

Anasayfa Dizi Bir Dizinin Anatomisi: Masum

Türkiye’nin ilk profesyonel internet dizisi “Masum” finalini yaptı ve internet izleyicisine unutulmaz bir deneyim yaşatmış oldu. Dizinin “all star” oyuncu kadrosu ve alışılagelmişin ötesinde senaryosu ile çok fazla konuşulduğu verisi bir kenara; SosyoKültür olarak biz de Masum’u enine boyuna inceledik.

Dünyanın bir çok ülkesinde yaygınlaşmaya başlayan internet televizyonu/internet dizisi olgusu ülkemizde de ilk örneklerini sunmaya başladı. Daha önce, özellikle Sıfır Bir isimli, amatör çapta üretilmesine rağmen büyük ilgi ve beğeni gören ilk sayılabilecek internet yapımı seriler daha sonra farklı amatör çabalarla devam etti. Bu anlamda ilk profesyonel örnek; Netflix’in de Türkiye piyasasına girmesi ile açılan alanı doldurmaya yönelik ilk büyük sermaye adımı olan BluTV‘nin kurulması ile gerçekleşti. Akabinde ise oyuncu kadrosu ve bir fragman ile duyurulan; ilk profesyonel internet dizisi olacak olan Masum‘un ilanı büyük bir heyecan yarattı.

Genç yazar ve yönetmen Berkun Oya’nın Bayrak isimli tiyatro oyunundan uyarlanan Masum, 8 bölüm olarak yayınlandı. Haluk Bilginer, Nur Sürer, Ali Atay, Okan Yalabık, Serkan Keskin, Tülin Özen ve Bartu Küçükçağlayan gibi isimlerden oluşan oyuncu kadrosu, ilk bakışta “all star” tabirini hak eden bu cast ile dahi heyecan yaratmayı başarmıştı. Dizinin, Narcos tarzı; sezonun tamamının aynı anda yayınlanması tavrını aralarında tartışan BluTV ekibi; ilk profesyonel deneyimin heyecanını da artırmak adına olsa gerek, bunu tercih etmemiş, her hafta iki bölüm yayınlamayı seçmiştir.

Masum, özellikle ilk iki bölümün yayınlanması ile birlikte; Türkiye’nin pek de zihin zorlamayan, kolay tüketilmesi için her türlü pespayeliğe gebe, “dümdüz” üretim televizyon yapımlarının aksine izleyenlere büyük heyecan yaratmış, girift senaryosu ve olağan dışı işleyişi ile ilk haftadan iz bırakmıştır. Dizinin senaryosu dışında; ilk iki bölümün kuşkusuz ki izleyenlerde yarattığı en büyük şaşkınlık, sansürsüz küfür (hem de gayet yerel tat da küfürler) ve sansürsüz içki sahneleri desek yeridir. Şaşkınlık diye adlandırdığımız bu durum; televizyonlarda uzun süredir hiç rastlamadığımız olguları bünyesinde barındırmasından kaynaklanmaktadır. Öyle ki, özellikle son 4-5 yıldır, televizyon ekranlarındaki tüm yapımlarda, zengininden yoksuluna hiç bir karakterin hiç bir sahnede alkol tüketmediği ve hepsinin en gergin, en dertli, en olumsuz sahnelerde dahi “terbiyelerini” bozmamasından bahsediyoruz. Elbette siyasal iktidarın prospektüsüne uyan bu tabloyu az da olsa aşmayı başarmış bir yapım; ilk bölümler itibariyle bizlere internet dizisi kavramını sevdirmeyi başardı.

Gelelim Masum’un konusuna… Mottosu itibari ile insanın ailesi uğruna neleri göze alabileceği üstüne kurulu yapım, ana ekseninde bir cinayeti konu ediniyor. Özellikle ilk 4 bölümü ve bölüm sonları ile iyi plot twist’ler sunmuş ve her hafta izleyicilerin teori üretmesine sebebiyet vermiş ve tartıştırmıştır. Bu anlamda, yerli yapımların, üzerinde teori ürettirecek ve derinlikli karakterlere sahip olacak senaryolara sahip olmasına da alışık olmayan bir ülkenin sinema/dizi severleri olarak açıkça diyebiliriz ki; Masum, bu ölçüde, kategorizasyonda yurtdışı standartlarına yaklaşmıştır.

Dizinin en başarılı noktalarından bir tanesi ise kuşkusuz ki oyunculuklar… Usta oyuncu Haluk Bilginer’i burada yorumlama haddine bile sahip olmadığımızı düşünerek onu sadece alkışlıyoruz. Nur Sürer’in müthiş antipatik anne karakteri ve herkesin karaktere yönelik kimi zaman nefrete varan hisleri; kendisinin ne denli harika bir oyunculuk sergilediğini; Bartu Küçükçağlayan’ın, daha önceden de alışık olduğumuz durgun ve psikopat özellikleri taşıyan bir karakteri müthiş canlandırdığı; Serkan Keskin’in, oyunculuk karakterinin her rolde vücut bulduğunun iyi örneklerinden biri olarak abi Taner olması ve özellikle büyük harflerle yazılması gereken bir Okan Yalabık’tan bahsederken, dizinin adeta oyunculuk dersi verdiğini belirtmek gerekiyor. Büyük harflerle Okan Yalabık derken; Masum’u Emmy’e aday gösterseniz, Okan Yalabık kesinlikle ödülü sırtlar diye düşünüyoruz. Dizinin en yoğun karakterini; tüm kafaları ve kişilikleri ile takdire şayan bir oyunculuk ile sergiliyor Yalabık.

Masum’u Masum olarak her daim bize hatırlatacak en önemli ve en iyi detaylardan biri ise heralde dizinin intro müziğidir. Yerli bir yapıma nasıl bir jenerik müziği sorusunun cevabı, Selda Bağcan olduğu zaman nasıl büyük bir keyif oluyor, dizi bize bunu gösterdi. Müziğin efsanelerinden Selda Bağcan’ın Katip Arzuhalim isimli şarkısı, Okan Kaya’nın cesur ve harika düzenlemesi ile bizlere sıkılmadan her bölümde introyu izletmeyi başardı.

Spoiler içermeyen genel geçer olumlu eleştirileri sunduktan sonra; diziye dair bilgileri içermeden değinmek istemediğimiz olumsuz eleştirilere geliyoruz. Diziyi henüz izlemeyenleri bu noktadan sonra okumamaya davet ediyoruz.

Masum, bir çok izleyen de sonu itibari ile Lost benzetmesine sebebiyet verdi. Harika başlayan bir yapım, konunun sonunu iyi getiremeyen final bölümleri ile sonlandı. Emel’in cinayeti konusunda erken ve tatmin etmeyen bir açıklama getiren dizi, bir çok soruyu ise cevaplamakta yetersiz kaldı. Eşinin araba kazasında öldüğünü bilen Tarık’ın; eşinin ne ara ve nasıl abisi tarafından öldürüldüğünü ya da bu bilgiyi idrak edip etmediğini dahi göstermeden sonlanması en büyük eksikliklerden biriydi. Bir çok twist sahnenin konu ile bağlanamaması da bu eksikliklere dahil oldu. Örneğin; Yusuf’un ormanda uyanmadan önce gördüğü ve izleyenlerde ilk başta gelecekten bir sahne olduğu izlenimini yaratan, evine girdiği ve kızını kanlar içinde yatağında gördüğü sahnenin hikayeye katkısı anlaşılamadı. Dizideki ölümlerin ya da yaralanmaların sürekli kazara ya da bilinçli olarak kafaya vurmak ya da kafayı çarpmak şeklinde gerçekleşmesi; aynı olay örgülerinin etkisiz ve basit sahnelerle gerçekleşmesi de bu olumsuzluklara dahil edilebilir.

Konunun işleyişini masaya yatırdığımızda ise; Taner’in Emel’i ve Selim’i öldürme gerekçesi açıklayıcı olamadığı gibi; özellikle final bölümünün son sahnesindeki twist olma gayesindeki olay olan Rüya’nın aşığının komiser Selahattin çıkması, olay döngüsüne etkisi olmayan bir veriydi. Finaldeki twistin ana konudan uzak bir olgu seçilmesi ve o twistin zaten final bölümünün başından itibaren belli olmuş olması malesef dizinin keyfinin kaçıran hadiseler oldu.

Masum; tüm olumlu ve olumsuz yanlarıyla; ilk profesyonel internet yapımı olarak kuşkusuz ki bir umut vadetti. Safsata televizyon kanallarında rastlanması olanaksız bir yapımla buluşmuş olmak dahi başlı başlına önemli bir veriyken; televizyon kanallarına mesafeli kaliteli oyuncuları özellikle internet üzerindeki bu yapımlarda izlemiş ve izleyecek olmayı bilmek de bu işe sevdalanmak için yeterli olabilir.

Olumsuzluğa örnek spoiler içeren bilgilere; bizce efsane olmayı garantilemiş bir iki harika sahneden de bahsederek yazıyı sonlandıralım. Haluk Bilginer’in repliklerinden efsane olmayı hak eden, Nur Sürer’le yapmış olduğu diyalogların yanı sıra; Ali Atay, Merve Ateş, Haluk Bilginer ve Okan Yalabık’ın, arabayı durdurup yolun ortasında oynadığı sahne ise hafızalara kazındı diyebiliriz.

Tüm yanlarıyla Masum, internet dizisi kavramına bir bakiye bıraktı. Umudumuz odur ki, bu bakiyeyi ileriye taşıyacak yeni yapımlarla tanışabilelim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir